Translate

20 Kasım 2013 Çarşamba

Güncel Haber...


İmam kız kardeşine tecavüz etti

KARS’ın bir köyünde imam 28 yaşındaki A.B. ve 25 yaşındaki M.B., Erzurum’un Yakutile İlçesi’nde oturan kız kardeşleri 21 yaşındaki H.B.’ye tecavüz ettikleri iddiasıyla tutuklandı. İki kardeşe para vererek ilişkiye giren iki kişi daha cezaevine gönderildi.

Yakutiye’de oturan H.B., polise başvurarak iki ağabeyinin kendisine tecavüz ettiğini ileri sürdü. Annesini 7 yıl, babasını 1 yıl önce kaybettiğini belirten H.B., birlikte yaşadığı ağabeyi M.B.’nin geçen cuma günü kendisine tecavüz ettiğini söyledi. Diyanet İşleri kadrosunda imam olan ağabeyi A.B.’nin de önceleri defalarca tecavüzüne uğradığını iddia eden H.B., şöyle dedi:

"İlk tecavüz olayını ablam R.’ye anlattım. Kimseye söylemememi aksi halde ağabeyimin işinden olacağını söyledi. Ağabeyimin tecavüzünden hamile kaldım, Ankara’ya götürdü kürtaj oldum. Daha sonra da küçük ağabeyim M.B., tecavüz etti. Ayrıca N.Ç. ve E.P.’nin de tecavüzüne uğradım."

Şikayet üzerine yakalanan ve sevk edildiği 2’nci Sulh Ceza Mahkemesi’nde 2.5 yıldan bu yana eşinden ayrı yaşadığını anlatan imam A.B., görevinin oluşturduğu baskıdan dolayı bu olayı gerçekleştirdiğini ileri sürdü. A.B., mahkemede, poliste verdiği ifadeleri ve suçlamaları kabul ettiğini söyledi.

İmamın ilişkisini tahmin ettiğine ifadesinde yer veren 3 yaş küçük erkek kardeşi M.B. ise kız kardeşi H.B. ile ilişkisini anlattı. Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesine önceki gün çıkarılan imam A.B. ile kardeşi M.B. ve para karşılığı ilişkiye girdiklerini öne süren 41 yaşındaki N.Ç. ve 53 yaşındaki E.P., ’nitelikli cinsel saldırı’ suçundan tutuklandı.

5 Kasım 2013 Salı

Kitap Önerisi!!!

Özet

Meltem Arıkan önceki kitaplarında rastladığımız soruları, üstelik yeni sorular da ekleyerek, bu kez bedenin özgül tarihinin ayrıntılarında yeniden soruyor. Ancak yanıt konusunda ödünsüz davranmayı yeğ tutarak, yalnız yanıt almayı hak etmiş sorulara, romandaki karakterlerin kurgusal gerçeği içinde yanıt veriyor.

Bir de bakıyorsunuz kurgusal anlatının soruları ve yanıtları, gerçekte tanık olduğumuz ve hatta birebir yaşadıklarımızın ‘ta kendisi!’ Meltem Arıkan, anlattığı insanları edebiyatın olanaklarını yaratıcı biçimde kullanarak bilindik kılıyor.

Kadınlara ağırlıklanmış kadın öyküsü değil anlattığı; Junguen bakışla kadındaki erkeğe ayna tutarken aynanın içinden erkekteki kadına dair çok net fotoğrafların yansımasına katkıda bulunuyor.

Feminist yazar Meltem Arıkan‘ın 7 yıl önce mahkeme kararıyla toplatılan ve daha sonra yine mahkeme kararıyla toplatma kararı kaldırılan ‘Yeter Tenimi Acıtmayın’ kitabı yeniden raflardaki yerini aldı. ‘Düşünce ve Özgür İfade Ödülü’ne layık görülen kitap, bu günlerde gündemden düşmeyen kadına yönelik şiddeti konu alıyor. Kitabı, Arkadaş Yayın Evi tarafından okuyucuya sunuldu. (…)

1 Kasım 2013 Cuma

Haber örneği


Öz kızına tecavüz ettiği, kızının doğurduğu 17 yaşındaki kızına da cinsel tacizde bulunduğu iddia edilen 52'lik baba tutuklandı...


Karabük'ün Yenice ilçesine bağlı Yortanpazarı Beldesi'nde öz kızına tecavüz ettiği, kızının doğurduğu 17 yaşındaki kızına da cinsel tacizde bulunduğu iddia edilen baba tutuklandı.
İddiaya göre, Yortanpazarı Lisesi 3. sınıf öğrencisi B.B (17), yaklaşık 10 gün önce okulda olduğu sırada çeşitli haplar içerek intihar etmek istedi.
Öğretmenleri ve arkadaşlarının durumu bildirmesi üzerine beldedeki sağlık ocağına kaldırılan B.B'nin tedavisi yürüten doktorun neden intihar etmek istediğini sorması üzerine genç kız, öz babası diye bildiği R.B'nin (52) kendisine sürekli cinsel tacizde bulunduğunu ifade etti.

Doktorun durumu Cumhuriyet Savcılığı'na iletmesi üzerine baba R.B, gözaltına alındı.

Soruşturmayı derinleştiren Cumhuriyet Savcısı, B.B'nin ablası zannettiği F.B'nin de (34) ifadesine başvurdu. F.B, ifadesinde, babasının 13 yaşından itibaren 9 yıl süresince kendisine tecavüz ettiğini, bu tecavüzden cinsel tacize uğrayan B.B'nin yanı sıra bir erkek bebek dünyaya getirdiğini söyledi.
F.B, oğlunun bir aileye evlatlık verildiğini, kızı B.B'yi ise babasının eşi doğurmuş gibi göstererek, nüfusuna kaydettirdiğini anlattı.
Babasının tacizine uğrayan ve ablası sandığı F.B'nin aslında annesi olduğunu öğrenen B.B, Cumhuriyet Savcısına, beldedeki postanede çalışan H.T'nin de (45) kendisine cinsel tacizde bulunduğunu belirtmesi üzerine bu kişi de gözaltına alındı.




Olayla ilgili R.B. ve H.T, Cumhuriyet Savcılığı'ndaki ifadelerinin ardından çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. B.B, Karabük Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne teslim edildi.

(http://www.sacitaslan.com/oz-kizina-tecavuz-etti-haberi-33051)

27 Ekim 2013 Pazar



Ensesti açığa çıkarmak için,
Çocuğun babası, ağabeyi, dedesi, amcası, dayısı gibi yakınlarından biri tarafından yapılan istismarı engellemek için öncelikle çocuğun kendisini ifade edebileceği ortama ve farkındalığa ihtiyacı vardır.
Tüm eğitim ve öğretim kurumları çocukların ensesti ifade etme becerisini geliştirmek için kullanılabilir. Ancak istismar yaygın olarak erken yaşlarda daha kolay kazanılacağı için okul öncesi eğitim kurumları v ilköğretim kurumları bu konuda çalışmak için daha uygun kurumlardır.
Aile bireylerinin, özellikle de annenin desteğinin ensestin açığa çıkarılıp engellenmesi ve devam eden süreçte çocuğa yardımcı olması için, okullar, halk eğitim merkezleri ve Sivil Toplum Kuruluşları yetişkin eğitimi için kullanılabilir.

Yargı Sürecinin Sağlıklı İşlemesi İçin,
Ensestin yargılanma süreci oldukça zorludur. Cinsel istismarın tüm fiziksel ve ruhsal deliller titizlikle toplanmalı ve değerlendirilmelidir.
İfade, delil toplama ve yargı sürecinde mağdur çocuk bir defa sesli ve görüntülü kayıt yapılarak uygun mekânda ve ruh sağlığı uzmanları gözetiminde dinlenerek örselenmesi engellenmelidir.

Bilgi ve İletişimin Arttırılması İçin,
Ensest mağdurlarının kendileri ya da yakınları ensesti açığa çıkarmak için güvenebilecekleri ve kolay ulaşabilecekleri yollar ihtiyaç duymaktadırlar. ALO 183 Aile, Kadın, Çocuk ve Özürlü Sosyal Hizmet Danışma Hattının çok iyi tanıtılması hem istismar mağdurlarının şahsi başvurularını hem de ihbarları kolaylaştırmak açısından son derece önemlidir.



Uygulamaların Kurumsallaştırılması,
Özellikle ensest mağdurlarıyla karşılaşılma ihtimali daha yüksek olan okullar ve sağlık kuruluşlarında çalışanların izleyecekleri yol konusunda bilgi sahibi olmaları gereklidir.

Kurumsal Bakıma İlişkin Öneriler,
Çocukların ve annelerinin güvenli şekilde barınabileceği yuva, yurt ve kadın sığınma evlerinin çoğaltılması ve sürekliliğinin korunması, idareci, uzman ve yardımcı hizmetleri yerine getiren görevlilerin hem sayısının hem de istismar konusundaki farkındalıklarının arttırılması önemlidir.

Rehabilitasyon,
Ensest vakaları yargıya yansıdıktan sonra mağdurun, ailenin diğer üyelerinin ve saldırganın ruhsal açıdan değerlendirilmesi, ruh sağlığı ve rehabilitasyon hizmetlerinin verilmesi, mağdura ve ailesine gerekli ekonomik desteğin sağlanması önemlidir.

Medyada Gösterim,
Ensestin, genel olarak tüm istismar türleri gibi, medyada duyurulması sırasında, mağdur için yol gösterici ve olayı açığa çıkarma yönünde cesaretlendirici olması, şüpheli durumların kesinleşmiş davalar gibi yansıtılmaması, mahremiyete özen gösterilmesi, mağdurun ruhsal travmasını arttıracak haberlerden kaçınılması, belirli bir sosyoekonomik grubu damgalayıcı şekilde haber yapılmaması ve istismar davranışı için özendiricilik teşkil etmemesi gereklidir.

Ensestin Tanımlanmasının Gereği ve Önemi,
Türkiye’de ceza yasası ensesti ayrıca tanımlamamaktadır. Ensest cezaları, saldırganın yakınlığı dikkate alınarak arttırılmaktadır. Ensestin yasalarda tanımın yapılması ensestin farkındalığını arttıran bir durum olacaktır.

25 Ekim 2013 Cuma


Kitap Önerisi!!!


Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar ve Ensest İlişkiler Kitabı kitabının yazarları, yayınevi, baskı tarihi ve diğer tüm bilgileri. Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar ve Ensest İlişkiler Kitabı kitabının kısa özeti.


Ensest İlişki Cinsel Saldırı Çocukların Cinsel İstismarı Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Cinsel Taciz Cinsel Suçlarda İspat, Suçun Sübutu ve Cezanın Belirlenmesinde Esas Alınacak Ölçütler Yargıtay Kararları Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar ve Ensest İlişkiler adlı kitabımı, mensubu olmaktan gurur duyduğum Yargıtay 5. Ceza Dairesinde 12 yıla yaklaşan uygulamaya yönelik bilgi ve birikimlerimi hukukçu meslektaşlarımla paylaşmak ve bu alanda yararlı olabilmek amacı ile kaleme aldım. Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar 765 sayılı TCK. da -Adabı Umumiye ve Nizamı Aile Aleyhine Cürümler - başlığı altında düzenlenmişken, 5237 sayılı TCK. da -Cinsel Dokunulmazlığa Karşı İşlenen Suçlar- başlığı altında düzenlenmiştir. Bu yeni düzenleme ile eskiden farklı olarak; cinsel suçlar aileyi ve genel ahlakı ilgilendiren bir konu olmaktan çıkarılarak, cinselliği kişisel bir özgürlük değeri olarak gören toplumu ve aileyi değil, doğrudan kişinin kendisini esas alan ve onun özgürlüğünü ön plana çıkaran bir anlayışı benimsemiştir. Cinsel suçlarla ilgili konulara geniş olarak yer verilirken, toplumda bir sır gibi saklanan ve kolay kolay niteliği itibarı ile ortaya çıkmayan -ensest ilişki- yolu ile işlenen suçlara da ayrıntılı olarak yer verilmeye çalışılmıştır.

Yazar: Ahmet Ceylani Tuğrul
Yayınevi: Adalet Yayınevi

21 Ekim 2013 Pazartesi

Toplumsal Yapıda Ensest 2.


Ensest mağdurunun ve saldırganının farklı toplumsal kesimlerden olabileceği bulgusuna dayanarak tüm çocukları korumaya yönelik sistemin geliştirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu koruma, hem gizli kalan ensest vakalarını ortaya çıkarmaya hem de ortaya çıkan vakalarda ensest mağdurlarına yardım etmekle görevli kurumların doğru yaklaşım biçimlerini geliştirilmesi ile mümkündür. Çocukların her türlü şiddetten korunmasına dair uluslararası belge olan Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye imza atmış olan Türkiye'de devlet çocukların korunmasına dair temel sorumluluğu üzerine almıştır. Uluslararası anlaşmalar yanında, Türkiye’deki ulusal yasal çerçeve Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlara yönelik altıncı bölümünün çocuk istismarıyla ilgili 103. maddesi, 3/7/2005 tarih 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ve 24/05/1983 tarih ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu ile istismara ilişkin yasal çerçeve ve devletin çocuğu korumaktaki rolü tarif edilmiştir. Ancak uygulamada yaşanan sorunlar ilgili tüm kurum ve kuruluşların işbirliğine olan gereksinimi açıkça ortaya koymaktadır. Ensestin beraberinde getirdiği sorun alanlarının genişliği, bu konuda mücadelenin de disiplinler arası işbirliğini gerektirmektedir. Arastirma sonuclari ve Türkiye'de ve farklı ülkelerdeki uygulamalar ensest vakalarını ele almak ve gerekli desteği vermek için çok disiplinli merkezlere olan ihtiyacı göstermektedir (Ağırtan vd., 2008, Trute vd., 1992: 359; Baker vd., 1999, Wegner,1987).

Toplumsal Yapıda Ensest 1.

Ensest her türlü toplumsal yapıda karşılaşılan bir sorundur. Sorunun en önemli kısmı şüphesiz gizli kalması, bu nedenle de çocuk ve gencin istismarının yıllar boyunca devam etmesidir. Cinsel istismarla mücadele konusunda iyi destek sistemlerine sahip olan Kanada gibi ülkelerde dahi toplum merkezli çalışmalar istismar yaşayan gençlerin önemli bir bölümünün istismarı açığa çıkaramadığını göstermektedir (Ungar vd., 2009: 702). Ancak sorunun aile içerisinde yaşanıyor olması kapalı ve aile merkezli toplumlarda çocuğun ve ona
destek olmak isteyen yakınlarının ensesti dile getirmesini daha da zorlaştırmaktadır. Ayrıca Türkiye'nin de içinde olduğu aile merkezli toplumlarda ensesti ortaya çıkarmak aile bütünlüğüne müdahale etmek gibi görülmekte, bu durum hem ensestin açığa çıkmasına hem de açığa çıkması ardından mağdur çocuğun rehabilitasyonuna engel olabilmektedir. Baker ve Dwairy (2002: 110-111) Filistin için ensestle mücadele modeli önerdikleri çalışmalarında kapalı ve otoriter toplumsal yapılarda ensestin ortaya çıkarılmasının daha da zor olduğunun ve saldırganın cezalandırılmasının tek başına yeterli olmadığı gibi gerekli ardıl tedbirlerin 
alınmaması durumunda çocuğun farklı istismarlara açık hale geldiğinin üzerinde durmuşlardır. Pek çok çalışma ve uzman görüşünde istismarın ortaya çıkarılmasında ve rehabilitasyon sürecinde annenin rolü üzerine durulmuştur (Plummer, 2006; Baker and Dwairy 2002: 116). Araştırma sonuçları da annenin rolünün önemini doğrular niteliktedir. Ancak annenin rolü değerlendirilirken mağdur çocuğun annesi olma rolü yanında saldırganın eşi ya da annesi olması gibi bir gerçeğin yarattığı rol çatışmaları, saldırganın anne üzerinde yarattığı fiziksel ve duygusal baskı ve annenin aileyi ya da toplumu karşısına almak konusunda yeterli güç ve donanıma sahip olmaması gibi gerçeklerin göz önünde tutulması gerekmektedir (DeYoung, 1994). Aile içi şiddetin diğer türlerinde olduğu gibi çocuğun aile içi cinsel istismarında da, kadının şiddetin sona erdirilmesi yönünde tavır alabilmesi bireysel olarak kendisinin olduğu kadar toplumsal olarak da kadının toplum içerisindeki gücünün
arttırılacağı süreçler içerisinde mümkün olabilmektedir.

18 Ekim 2013 Cuma

HABER ÖRNEĞİ


Tokat Zile’de inanılmaz bir olay yaşandı. Skandalı, bir öğretmenin dikkati ortaya çıkardı.
Derse giren öğrencisinin vücudunda darp izleri gören öğretmen, çocuğa ailesinin şiddet uyguladığını düşünerek genç kız ile sohbet etti. Önce babasının kendisine şiddet uyguladığını belirten 16 yaşındaki kız, daha sonra ağlayarak, babasının ve annesinin, ablası ile kendisine yaptığı cinsel işkenceleri anlattı.

‘Şiddet’li 100 CD

Genç kızın anlattıkları karşısında şoke olan öğretmen, hemen durumu okul yönetimine anlattı ve olay, adli makamlara bildirdi. Polis, astsubay V.B.’nin evinde yaptığı aramada, karısının da içinde bulunduğu kızları ile çekilmiş şiddet dolu seks görüntülerinin yer aldığı 100’e yakın CD buldu. Evde bulunan çok sayıda seks oyuncakları, kırbaçlar ve mazoşist dergiler, deri kıyafetlere de el konuldu. Zile Cumhuriyet Savcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında gözaltına alınan Astsubay V.B. ile karısı H.B.’nin, 19 yaşındaki kızları ile 6 yıldır, 16 yaşındaki kızları ile de son üç yıldır ensest ilişki yaşadıkları iddiası gündeme geldi. “Çocuğa cinsel istismar, darp” suçlamasıyla mahkemeye sevk edilen karı koca tutuklandı. Astsubay olan V.B. Sivas Askeri Cezaevi’ne gönderilirken, karısı H.B. ise Zile Cezaevi’ne konuldu.

V.B.’nin vücudunda çeşitli dövmeler olduğu belirlendi. Bu dövmelerin arasında kızlarının isimleri olduğu görüldü. V.B.’nin, geçen yıl üniversiteyi kazanan 19 yaşındaki büyük kızını, “Hasretine dayanamıyorum” diyerek okulu bıraktırdığı bildirildi.

Baba: Kötü hissediyorum

Baba V.B. suçlamaları reddederek, “Ben sadece dövdüm” dedi. Savcının, “Bu görüntüler ne, arşiv yapmışsın” sorusu üzerine V.B., “Kendimi kötü hissediyorum” diyerek ifade vermedi. Anne H.B. ise kızları ile ensest ilişkilerini ayrıntılarıyla anlattı. Savcının, “Neden zamanında yardım istemedin?” sorusuna anne H.B., “Beni öldürür diye korktum” yanıtını verdi. Olayın ortaya çıkması üzerine Tokat Valiliği 2 kardeşi koruma altına aldı.(Hürriyet)

DÜNYAYI SARSAN ENSEST SKANDALI
Avusturya’da yaşanan benzer bir olay uzun süre dünya gündemini meşgul etmişti. 74 yaşındaki Josef Fritzl öz kızını 24 yıl boyunca evinin bodrumuna hapsederek tecavüz etmiş ve bu ensest ilişkiden 7 çocuk sahibi olmuştu. Olayın ortaya çıkmasından sonra Fritzl, ömür boyu hapse mahkum edilmişti.


11 Ekim 2013 Cuma

HABER ÖRNEĞİ!!

Yasin K. (27) amcasının kızı, Rabia'yla (13) ilişkiye girdi. Rabia'nın ailesi, kuzene karşı hukuk savaşı başlattı.
Bugün 15 yaşında olan Rabia, ailesini şikayet edip yurda yerleşti. Kızın babası 'Kızım bekaret kontrolünden kaçıyor. Yasin K. cezasız kalacak' diyor.
Antalyalı ailenin 'kızım olmadan asla' mücadelesi. Antalya'da bir camcıda çalışan Yasin K.(27) evlerine sık sık girip çıktığı Durmuş K.'nin o dönem 13 yaşında olan kızı Rabia'ya yakınlık duymaya başladı.
Ardından da iki kuzen gizlice flört etmeye başladı. Olaydan haberdar olan Rabia'nın ailesi birlikteliğe karşı çıktı. Aile, kızlarının amca oğluyla irtibatını kesmesi için başka bir okula kaydını yaptırdı. Ancak Yasin K., küçük kızın peşini bırakmadı. Rabia ilköğretim okulunu bitirince ailesi onu yatılı olarak Burdur'un da bir liseye gönderdi. Ailenin bu çabası da ilişkiye engel olamadı. Yasin K. ile Rabia görüşmeye devam etti. Okul yönetemi aileye Rabia'nın derslerinin kötü olduğunu haber verdi.
EĞİTİM ALMASINI ENGELLEDİ
Aile bu gelişme üzerine savcılığa Yasin K. hakkında Rabia'nın okumasını engellediği cinsel istismarda bulunduğu şikayetiyle suç duyurusunda bulundu. Buradan da sonuç alamayan aile kızlarını bu kez Antalya'da bir özel okula kaydettirdi. Sonunda bu çaba da nafile çıktı. İkili görüşmeye devam etti. Lise 1. sınıfın son döneminde 'komşuya gidiyorum' diyerek evden ayrılan Rabia bir daha eve dönmedi. Kayıp başvurusunda bulunan aileye polisten gelen cevap 'Kızınıza şiddet uygulamışsınız. O da Şanlıurfa'daki amcasının kızı Yasemin G.'ye sığınmış' oldu.
Baba Durmuş K. polise 'Yasemin G. kızımı kaçıran akrabamız Yasin K.'nin ablasıdır. Aramızda husumet var. Kızımın devlete teslim edilmesini istiyorum. Biz gelip alacağız' dedi. Kızını Şanlıurfa'dan alan baba, soluğu Atatürk Devlet Hastanesi'nde aldı ve ailenin 4 üyesi de psikolojik tedavi görmeye başladı. Baba kaçırılan kızının cinsel istismara maruz kalmış olabileceğini düşünerek doktordan rapor almak istedi. Babanın ifadesine göre bunu duyan Rabia 155 polis imdat hattını arayıp 'Yetişin ailem bana şiddet uyguluyor' diye ihbarda bulundu. Eve gelen polis Rabia'yı alıp Zübeyde Hanım Çocuk Sitesi'ne yerleştirdi. Aile rapor almak için doktor kontrolünün yurtta yapılmasını talep edince Rabia yurttan da kaçtı.
Devlet kızımı korumadı
Yasin K. hakkında geçen yıl tehdit, çocuğun basit cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak suçundan dava açıldığını da anlatan baba Durmuş K. şöyle konuştu: 'Kızım telefon edip adını veremeyeceği bir arkadaşında kaldığını söyledi. Biz Yasin K.'nin kaçırdığından eminiz, çünkü işyerinden izin almış. 'Gelecek ay duruşmamız var. Kızım daha 15 yaşında. İki yıldır amcasının oğlunun esiri gibi yaşıyor. Kimisi 'evlendir kurtul' diyor. Bu yaşta kız evlendirilir mi? 13'ünde bir çocuğa o gözle bakılır mı? Bakanlığa kadar başvuruda bulundum. Fatma Şahin'in danışmanına 'Kızım155'i arayınca alıp yurda götürdünüz. Kızım yurttan kaçtı' dedim. Kızım bekaret kontrolünden korkuyor. Çünkü istismara uğramışsa Yasin K. ceza alacak. Bakanlık suç duyurusunda bulunduklarını söylediler. Devlet kızımı koruyamadı.'

10 Ekim 2013 Perşembe

Güncel Haber

Kan parasıyla kurtuldu…

Suudi Arabistan'da bir vaiz kızına tecavüz etti, öldürdü ve kan parasıyla kurtuldu...

Suudi Arabistan’da Fayhan al Ghamdi isimli vaiz beş yaşındaki kızına tecavüz ettiği ardından da işkenceyle öldürdüğü için sekiz yıl hapis ve 800 kırbaç cezasına çarptırıldı. Anca Ghamdi ‘kan parası’ olarak 270.000 dolar ödeyerek bu cezalardan kurtuldu. Ghamdi’nin eski eşi kan parası olarak 2.7 milyon dolar istiyordu. Ghamdi’nin ikinci eşi ise suça ortak olduğu gerekçesiyle 10 ay hapis ve 150 kırbaç cezasına mahkum oldu. Talihsiz kız 2011 yılında çatlamış bir kafatası, kolları ve kaburgalarında kırıklar ile vücudunda yanıklarla hastaneye kaldırılmış bundan bir kaç ay sonra da hayatını kaybetmişti. Vaiz kızını kablo ve çomaklarla dövdüğünü itiraf etmişti.
Aynı zamanda televizyon programlarının müdavimlerinden olan Ghamdi’nin kızına tecavüz etme sebebi ise gerçekten çok ilginç: Bekâretinden şüphe etmesi…

http://sozcu.com.tr/2013/dunya/kan-parasiyla-kurtuldu-386268/

7 Ekim 2013 Pazartesi

KÖŞE YAZISI



Aile, Türk toplumunda çok önemli bir değerdir ve Türk aile yapısının mutlaka korunması gerekir. Fakat her büyük toplumda olduğu gibi, bizim toplumumuzda da akıl ve mantık yapısı bozuk, psikolojik sorunları olan, hasta ruhlu, ahlak dışı yaşantıları olan anne ve babalar var.

Bu büyük gerçek; bir insanın, sırf anne-babası olduğu için bu ahlak yapısındaki kişilerin fikirlerine boyun eğmesi, onlara bağlılığını koruması gibi bir durumu da ortadan kaldırır. Unutulmamalıdır ki bugün cezaevleri cinayet işlemiş, hırsızlık yapmış, devlete zarar vermiş, terör eylemlerine katılmış, kendi öz çocuğuna ya da akrabasına cinsel istismarda bulunmuş milyonlarca anne-babayla doludur. Hiçkimse, bu kişilerin çocuklarının; anne-babalarıyla her ne olursa olsun müşterek bir hayat yaşamak zorunda olduklarını ya da bu hasta ruhlu, suç işleme eğilimi yüksek, kriminal yapılı insanlarla aynı çatı altında yaşamaya mecbur olduklarını iddia edemez.

Bir çocuğun sırf ailesi olduğu için anne ve babasının düşünce yapısı ve hayat tarzını benimsemesi gibi bir zorunluluğu yoktur. Türkiye'de ailesi komünist düşünceye sahip olan, ancak çocukları komünist düşünceyi benimsememiş pek çok aile vardır.

Bu noktada şu soruları sormak gerekir: Bizzat kendi öz babası, abisi, amcası ya da dayısı tarafından cinsel saldırıya uğrayan bir kız çocuğu bu tüyler ürpertici ortamda ses çıkarmadan olanlara katlanarak kalmaya devam mı etmelidir?

Bu zavallı çocuklara “o senin babamdır, abindir, amcandır, dayındır öyle şey yapmaz”diyerek ya da “böyle bir şey başkasına söylenmez, saklı tutulur” diyerek gerçekleri görmezden gelmek hangi akla vicdana uygun bir nasihattır? Aileleri komünist materyalist olduğu için bir çocuk komünist düşünceyi mi kabul edip savunmalıdır?

Aileleri gayri meşru bir yaşama sahip olduğu için ailelerinden uzaklaşan binlerce evlat var. Bu evlatlara, “Bunlar senin annen baban, gayri meşru bir hayatları da olsa, onlara uymak, onlarla aynı hayatı yaşamak zorundasın” mı denilmelidir? Ailesi PKK mensubu olan bir çocuk da, ailesine bağlılık gösterip PKK'lı mı olmalıdır?

Daha çoğaltabileceğim bu tip soruların cevapları ise son derece açıktır. Bir insan için, akıl ve vicdana neyin uygun neyin uygun olmadığını bilmek son derece kolaydır. Aile ancak yüksek ahlak sahibi, son derece vicdanlı, Allah korkusu, Allah sevgisi olan insanlardan oluşan bir müessese olduğu sürece ailedir. Aksi takdirde yani Allah korkusu, ahlaki değerler, güven, saygı, sevgi gibi temel unsurlar kaybedildiğinde o topluluk aile olma özelliğini yitirir.

Allah korkusu olmayan dolayısıyla da her türlü ahlaksızlığa açık, namussuz, şerefsiz ahlaksız insanlara sadece biyolojik olarak anne ya da baba olmaları nedeniyle körü körüne bir sadakat olmasını beklemek gayri ahlaki bir beklentidir. Akıl ve mantık sahibi bir insanın böyle bir ahlak yapısını kabul etmeyeceği çok açıktır. 1996'da yapılan araştırmaya göre 20 milyon Amerikalı, henüz çocukken ensest maduru oldu. Fakat bunun çok küçük bir kısmı bildirildi, çünkü madur olan çocuklar aileyi parçalamaktan çekiniyorlar. Aynı kuruluşun 1991 yılında yayınladığı araştırmaya göre ensest madurlarına her yıl 16 bin yeni vaka ekleniyor.

2006 yılında 17 bin 64 kişi aile içi şiddete maruz kaldı. Aile içi şiddete maruz kalanarın %18 kadarı ise aile içi taciz vakasına yani ensest ilişkiye maruz kalmıştır. 1992′de ABD'de üç eyalette yapılan ensest araştırması, 12 yaşın altındaki tecavüz mağdurlarının yüzde 46′sının tecavüzcüsüyle aile ilişkisi olduğunu, yüzde 20′sinin babaları tarafından tecavüze uğradığını ortaya çıkarmıştır.

Kanada'da 1992 tarihli rapora göre 16 yaşın altındaki kızların yüzde 17′si ensest ilişki yaşamış. 2003 tarihli Yeni Zelanda Tecavüz Krizi Auckland Raporu'na göre çocuklukta yaşanan cinsel taciz davalarının yüzde 43′ünde tecavüzcü aile üyelerinden biri. Güvenilir araştırmalar gösteriyor ki Amerika'daki çocukların %10 ila %20'si ensest ilişkiye maruz kalmıştır.

Türkiye'de tecavüze uğrayanların % 50'si 18 yaş altında ve bunlardan % 10'u erkek çocuk gerisi ise kız çocuktur. Her 4 kız çocuktan biri cinsel şiddete uğruyor. Daha çok 7–9 yaş arası çocuklar cinsel şiddete uğruyor. 5–10 yaş arası çocukların % 55′i ensest mağdurudur.10–16 yaş arası çocukların % 40'ı ensest mağdurudur.

Cinsel saldırganların % 75′i tanıdık biridir. Ensest olaylarında faillerin % 50′si öz baba, sırasıyla da amcalar enişteler, ağabeyler, dedeler ve dayılardır.Acil yardım hattını arayan ladınlardan, % 14,6′sı enseste maruz kalmıştır. Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı'na telefonla ya da gelerek başvuranların %26'sı ensest maduru. Ensest iddiasıyla sığınağa başvuran çocukların yüzde 25′inin vücudunda iz olmayacak şekilde enseste maruz kalmışlar. Yüzde 13'ünün ise vücudunda derin ve yüzeysel kesikler, morluklar var.

2006 yılında yapılan araştırmaya göre Türkiye'de her 26 dakikada 1, aile içi şiddet olayı yaşanmıştır. Çocuk istismarı, kadın istismarı ve taciz, aile içi tecavüz ve şiddet, ensest gibi olaylar yasal mercilere en az taşınanlar arasında olmasına rağmen böyle büyük bir rakamla karşılaşıyoruz. 2009 VERİLERİNE GÖRE Türkiye'de tecavüzlerin %27'si ensest. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da kadınların %25'i ensest mağduru.

Uluslararası af örgütü raporuna göre Türkiye'de Acil yardım hattını arayan kadınların yüzde 57′sini fiziksel şiddete, yüzde 46.9′unu cinsel şiddete, yüzde 14.6′sını enseste, yüzde 8.6′sını tecavüze maruz kalanlar oluşturuyor.Kamer (Kadın Merkezi) başkanı Nebahat Akkoç: “Her dört evden birinde ensest ilişki yaşanıyor! Bize başvuran yaklaşık 50 bin kadının yüzde 25'i aile içinde ensest ilişkiye maruz kalıyor”

Herkesin tüm dünyada zavallı ve masum küçük çocukları müthiş bir ızdıraba sürükleyen enseste karşı uyanık olması gerektiğini düşündüğüm için bu yazıyı yazıyorum. Çocuklarınızı sizinle konuşabilecekleri ve her konuyu çekinmeden söyleyebilecekleri şekilde eğitin. Ve çocuklarına bunu yapan bir babanın artık baba sıfatını kaybedeceğini, artık toplum tarafından da baba olarak görülemeyeceğini anlatın. Anlatın ki o zavallı çocuk bir de toplum baskısı altında ezilmesin, yalan söylemekle suçlanmasın. Artık tüm dünyada yaşanan bu eziyet biran önce sona ersin.



Kaynak: http://www.diyarinsesi.org/yazi/dunyada-surekli-kanayan-yara-ensest-14688.htm#ixzz2h3UusQzh

3 Ekim 2013 Perşembe

Kitap Önerisi!!!

Anneler, Babalar ve Eğitimciler Bu Kitabı Mutlaka Okuyunuz.

"Arada bir o gelir, elleriyle, dudaklarıyla okşar, giderdi. Odamdan çıkmak istemezdim çoğu zaman, bazen de annemin yanından ayrılmak istemezdim. Annem odadan çıkarken, bende bir bahane bulup, takılırdım peşine, kuyruk gibi. Bazen de onunla odada baş başa kalmak isterdim. Ama evde birileri olmalıydı yine de; çünkü yalnızken yaptığı şey canımı acıtıyordu. Bir gün okulda rehberlik öğretmenim yanına çağırdı. 'Nedir, senin durumunda bir tuhaflık var. Hep dalgınsın, bir problemin mi var?' demesiyle nasıl oldu anlamadım ama hiçbir zaman anlatamayacağımı düşündüğüm her şeyi bir bir anlattım. Hem de hiçbir şey saklamadan. Ondan sonrası ise acıtan bir süreçti. Okula annem çağırıldı. Öğretmenim ona anlatırken gözlerini kırpmadan dinledi. Hiç tepki vermedi. Sanki her şeyi biliyor gibiydi. Tek soru sordu:
- Ne yapılabilir?
Ondan sonrasında bende avukatlar, polis, bağıran, sonra ağlayan bir baba, mahkemeler ve onun hapishaneye girmesi. Ardından bizim başka şehre taşınmamız. Hatırlamak istemediğim çocukluk yıllarım. Bugünse hiç kimseye çocukluğumdan bahsetmiyorum. Yaşanmamış olsun isterdim. Yaşama 25 yaşından başlayabilmek için çok şey verirdim."

Ensest, tarih boyunca farklı coğrafya ve toplumlarda bazen gizli bazen de açık yaşanmış, açıklanması ve irdelenmesi oldukça zor bir olgudur. Toplumsal gelenekler ve ahlaki baskılar nedeniyle bir türlü konuşulamayan bu konunun artık konuşulma ve üzerinde tartışılma zamanı gelmiştir. Toplumun baskısı ve önyargıları nedeniyle birçok çocuğun maruz kaldığı bu istismar türünü önlemenin başlıca yollarından birisi, toplumun bilinçlendirilmesi ve kimi bireylerde ortaya çıkan duygusal ve bilinçsel arızalara çaresel aranmasıdır. Elinizdeki kitap, sağlıklı bireylerden oluşan bir toplumsal yapıya kavuşabilmek için mutlaka okunması gereken, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Kurucu Başkanı Prof. Dr. Oğuz Polat'ın sahip olduğu deneyim ve bilimsel yaklaşımla hazırlanmış bir eserdir.
(Arka Kapak)

30 Eylül 2013 Pazartesi

KISA NOT

Yapılan araştırmalara göre, en çok istismara uğrayanlar 0-5 yaş çocuklardır. Bu yas çocukların en tipik özelliklerinden birisi olayı anlatma yeteneklerinin kısıtlı olusudur. Daha büyük yaslarda ise çocuğa karsı korkutma ve sindirme yolu kullanılmaktadır. Ayrıca, ailesinden başka sığınacak yeri olmayan bu çocukların sessiz kalma yolunu seçmeleri ve çoğu kez olayları bilinç altına iterek unutmaya çalışmaları bir diğer sorunu ortaya çıkarmaktadır. istismara uğrayan çocuklar ileride erişkin haline geldiklerinde, yeni cinsel deneyimlerle yeniden bu bilinç altına itilen olayları yasamak veya çeşitli yansıtmalara baş vurmak zorunda kalmaktadırlar. Cinsel istismara maruz kalmanın erken ve geç dönemlerde, çocuklarda fiziksel hasarın yanı sıra özsaygı eksikliği, utangaçlık ve suçluluk duygusu, intihar düşüncesi, olumsuz sosyal davranışlar, güven eksikliği, depresyon, karsı cinsten korkma, uykusuzluk, anksiyete, cinsel isteksizlik, seksüel bozukluklar ve psikoseksüel hasarlar oluşmaktadır.

25 Eylül 2013 Çarşamba

Çocuk İzleme Merkezi


Mağdur çocukların ifade çilesi bitiyor çocuk izleme merkezi geliyor


Sistem nasıl işleyecek?

Mağdur çocukların yeni bir istismarını engelleyecek Çocuk İzleme Merkezi şöyle çılışacak:
- İstismardan haberdar edilen kolluk kuvvetleri 'Çocuk İzlem Merkezi'nde görev yapan Cumhuriyet Savcısı'na haber verecek. Kolluk kuvvetlerinin bu iş için özel eğitim almış sivil personeli, çocuğu bulunduğu yerden 'sivil bir araçla' alarak merkeze getirecek.

- Merkezde görev yapan Adli Tıp uzmanı, çocuk psikiyatristi ve çocuk hekimi tarafından çocuk muayene edilecek. Vücudun tümü (cinsel organlar dahil olmak üzere) detaylı muayeneden geçirildikten sonra fiziki bulgular 'video kamera ile görüntülü' olarak kaydedilecek.

- Çocuğun ifadesi(adli görüşme), alanında uzman personel tarafından 'özel camlı' bir odada, ses ve görüntü kaydı yapılarak alınacak. İfade odasında bulunan aynalı camın arkasında Cumhuriyet savcısı, kolluk kuvveti, avukat, Adli Tıp uzmanı ve psikiyatrist bulunacak ve ifadeyi izleyecek. Sosyal hizmet uzmanı veya psikolog olan adli görüşmeci, konu hakkında sorular yöneltecek. Aynalı camın ardından bulunan savcı ise gerekli gördüğü takdirde kulaklık aracılığıyla adli görüşmeciyle irtibata geçecek ve istediği soruları iletecek. Adli görüşmeci de çocuğun ruh haline uygun şekilde bu soruları yöneltecek. Çocuğa uygun tedavi ve hizmet modeli belirlenene kadar barınma, beslenme, giyim, sağlık ve güvenlik gereksinimleri karşılanacak. (Yeni Asır)

23 Eylül 2013 Pazartesi

Aile ilişkileri

Batı Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinde yapılan farklı çalışmalara göre, ensestin yaşandığı ailelerde ensestin yaşanmadığı ailelerden farklı olarak, yaşa ve cinsiyete bağlı aile içi yakınlık kuralları sınırlar açısından bozulmuştur. Bu bakış açısını savunanlardan Briere ve Eliot aile patolojisinin enseste sebep olmadığını, aksine ensest yaşantısının ailede patolojiye neden olduğunu ileri sürerler. Ensest yaşanan ailede annelerin çoğu eşleri tarafından dövülen, aşağılanan, baskı gören kişilerdir. Ensestin yaşandığı ailelerde babanın zorbalığı ve babalık gücü çok baskındır. Dikkat çekici olan bir nokta, toplumlarda genellikle ensest yaşayan çocuk/genç ya da annenin suçlanmasıdır . Suçlamalara göre çocuk/genç ensesti davet eder, kışkırtır, hemen söylemediği için yalan söylüyordur ya da kendi istiyordur. Aynı zamanda anneler; olayı anlayamadığı , durduramadığı, eşinin cinsel isteklerine yeterince cevap vermediği, çalıştığı için çocukları evi ihmal ettiği gibi gerekçelerle suçlanmaktadır. Adeta sorumluluk enseste başvuran kişide değil, diğerlerindedir.

Bütün bu ailelerin ortak özelliği ensest ilişkisinin dışında geleneksel kültür normlarına uymalarıdır. Lusting ensest saldırganı babaların, toplum gözünde ataerkil sosyal rollerini oynamaya özen gösterdiğini bildirmiştir.
Evde ensest yaşantısı varsa bunun tek çocukla sınırlı kalmayıp sırasıyla evdeki bütün çocukların aynı kişi tarafından cinsel istismara uğradığı sıklıkla görülmektedir. Sezgin'in çalışmasına göre mağdurların %50'sinin ailelerinde, kendilerinden başka kişiler de cinsel istismar mağduru olmuştur. Diğer mağdur %41 oranında, evdeki abla ya da kardeş olarak bildirilmiştir.

20 Eylül 2013 Cuma

NOT


Eski hukuklarda sert bir şekilde cezalandırılan ensestin 18. yüzyıldan itibaren cezalandırılmasının yerinde olup olmadığı tartışılmaya başlanmıştır. Günümüzde bu konuda net bir ortak tavır bulunmamakta, enseste ilişkin düzenlemeler kimi ceza kanunlarında hiç yer almamış, bir başka grup ceza kanununda ise ensest, ırza geçme suçlarının özel ağırlaştırıcı sebebi olarak düzenlenmiştir. Danimarka, İ sveç, Norveç, ABD’nin 50 eyaleti, İngiltere ve Alman ceza kanunlarında ensest ayrı bir suç tipi olarak düzenlenmiştir. Bu suçu cezalandıran ülkeler arasında en yüksek ceza 20 yılla ABD’nin New Hampshire eyaletindedir. Diger ülkelerde ise 10 yıl civarında bir ceza öngörülmektedir.
 Fransa, Belçika ve Türk ceza kanunlarında ise ensest suç olarak düzenlenmemiştir. İtalya ceza kanununda ise ensest ancak genel bir rezalete yol açıyorsa suç olarak kabul edilmektedir.

16 Eylül 2013 Pazartesi

Saldırı şekli

Cinsel saldırı şekli dokunma, okşama ve öpmeden, tecavüze kadar değişmektedir. Klinik olmayan örneklerde anal, oral, vajinal penetrasyon oranı %20-40 arasındadır.
Bazı çalışmalarda oral, anal, vajinal saldırı oranı klinik olmayan örneklerde %20-49 olarak bildirilmiştir. Yasal başvuru örneklerinde bu oran %60'ın üzerine çıkmaktadır. Bu durum anal, oral, vajinal penetrasyonun olmadığı ensest saldırılarının daha çok gizli kaldığını düşündürmektedir.
İstismar süresi uzadıkça istismarın biçimi de değişmeye başlar, saldırgan cinsel yakınlığını derece derece artırır. Klinik örneklerin %75'inde ve klinik olmayan örneklerin yarısından fazlasında çocuğun bir kereden fazla istismar edildiği görülmektedir.

14 Eylül 2013 Cumartesi

1 hafta içinde 2. güncel ensest haberi!

Öz kızlarına tecavüz ettiler

Antalya'da öz kızlarına silah zoruyla tecavüz eden anne babaya 70'er yıl hapis cezası verildi.

ANTALYA’da öz kızları 15 yaşındaki H.Ö. ile 16 yaşındaki B.Ö. ve kızlarının sınıf arkadaşı 16 yaşındaki E.E. ve zihinsel engelli 14 yaşındaki Ç.K.’ye silah tehdidiyle tecavüz edip, grup seks yaptıkları suçlamasıyla tutuklu yargılanan 39 yaşındaki A.Ö. 70 yıl 10 ay, eşi 34 yaşındaki Z.Ö. de 70 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Erzincan’dan 7 yıl önce gelerek Antalya’ya yerleşen ve belediyeye temizlik hizmeti veren taşeron firmada çalışan A.Ö. ile eşi Z.Ö., geçen 24 Kasım’da öz kızları B.Ö. ve H.Ö. ile kızlarının sınıf arkadaşı E.E. ve zihinsel engelli Ç.K.’ya tecavüz edip grup seks yaptıkları iddiasıyla tutuklandı. 'Sapıklık derecesinde şehvet düşkünü' oldukları mahkeme kararlarına giren anne ve babalarının tutuklanmasının ardından cinsel istismara uğrayan B.Ö. ve H.Ö. ile birlikte iki küçük erkek kardeşi de sosyal hizmetler yurtlarına yerleştirildi.

'İHBAR ETMEDİĞİME PİŞMANIM'

Antalya 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın son duruşmasında mahkeme başkanı Faris Özsoy, önce baba A.Ö.’ye son sözlerini sordu. A.Ö., "Etkin pişmanım" derken, anne Z.Ö. ise, "Bu adamla evlendiğime ve öldürmesinden korkup ihbar edemediğim için pişmanım" dedi. Kısa bir aranın ardından mahkeme başkanı kararı açıkladı.

A.Ö.’ye öncelikle ruhsatsız tabanca bulundurmak suçundan 10 ay hapis ve 500 lira para cezası verildi. A.Ö. ve Z.Ö., kızları B.Ö. ve H.Ö.’ye cinsel istismarda bulundukları için her biri için 15’er yıl 10’ar ay, silahla tehdit ederek E.E.’ye cinsel istismarda bulundukları için 19 yıl 7’şer ay, Ç.K.’ya cinsel istismarda bulundukları için 18 yıl 9’ar ay hapis cezasına mahkum edildi. Toplamda Z.Ö. 70 yıl, eşi A.Ö.’ye ise 70 yıl 10 ay hapis cezası verildi. Kararın açıklanmasından sonra A.Ö. şaşkınlıktan hiçbir şey söyleyemezken, Z.Ö. gözyaşlarını tutamadı.

OLAY NASIL ORTAYA ÇIKTI?

E.E.’nin ailesinin şikayeti üzerine başlatılan soruşturmada A.Ö. ve Z.Ö. çiftinin, kendi öz kızları da dahil olmak üzere grup seks yaptıkları belirlendi. Sanıkların kızlarından B.Ö. ilk ifadesinde, "Babam annemi sık sık dövüyordu. Bir gün annem ve kardeşim evde yokken başıma tabancasını dayadı ve arkama geçip, bana tecavüz etti" dedi.

Babasının daha sonraki günlerde de 'Bu evde üç harfliler var. Sizde cin var' diyerek kurşun döküp yine tecavüz ettiğini anlatan B.Ö., şöyle devam etti:
"Kardeşim H.Ö.’ye de aynısını yapmış. Durumu anneme anlattı. Annem babamla birlikte beni odaya sokup, giysilerimi çıkarttı. Annem bana bekaret kontrolü yapmak istediğini söyledi ve ...''

B.Ö., sınıf arkadaşı olan ve yaz tatilinde aynı işyerinde çalıştıkları arkadaşı E.E.’nin kendi evlerinde kaldığını, bu süre içerisinde babasının E.E.’ye de tecavüz ettiğini anlattı. B.Ö., babasının zaman zaman tecavüzüne mağdur kaldıklarını, bu sıralarda babasının tabancasını kafalarına dayayarak, 'Size cin girdi' diyerek tecavüzüne devam ettiğini, eve gelen arkadaşı E.E.’ye tecavüz etmek istediğinde karşı çıktıklarını, ancak bu kez babasının tüm çocukları toplayıp, başlarına tabanca dayayarak, tehditlerini sürdürdüğünü öne sürdü.

'SENDE CİN VAR'

B.Ö., kardeşi H.Ö.’nün arkadaşı olan zihinsel engelli Ç.K.’nın da zaman zaman evlerine geldiğini anlatarak, "Ç.K. da bir ara bizim evde kaldı. Bir akşam biz camiye gitmiştik. Döndüğümüzde, babamın Ç.K.’ya tecavüz ettiğini anladık. Ç.K. durumu annesine anlatmış olmalı ki bir daha bize gelmedi" diye konuştu.

E.E. ise ifadesinde şöyle dedi:

"A.Ö. bana ’Sende cin var. Biriyle ilişkiye girmelisin, yoksa ölürsün’ dedi. O kadar korkuyordum ki anlatamam. Karısı da bana cinler musallat olan bir kızı anlatıyor. O kızın iyi bir karı- koca ile tanışıp, o adamla kadının kızla evlenip kurtardıklarını filan anlatıyordu. Sonra beni istemiyor görünüyordu. Kocası benimle birlikte olmak istediğinde bana ’Birlikte ol, yoksa seni öldürür’ diyordu. Yani ne yaptığını anlamıyordum. Bir gün A.Ö. tabancasını kafama dayayıp benimle birlikte oldu. Evden kaçtım, yolu bulamayıp döndüğümde karı-koca beni dövdüler. A.Ö., karısı ve ben zaman zaman aynı yatakta birlikte oluyorduk."