Translate

20 Temmuz 2013 Cumartesi

Haber!!!

Amerika'da ensest şoku!

İlişki yaşayan baba ve kızın çocukları oldu sonra ise...
ABD'nin Connecticut eyaletine bağlı Bethel kentinde, cinsel ilişki yaşayan ve bu ilişkiden bir de erkek çocukları olan baba kız tutuklanarak hapse kondu.

Haklarında ensest ilişki suçlamasıyla dava açılan 23 yaşındaki Tiffany Sayers ile babası 46 yaşındaki George Sayers'in ilişkileri Amerikan kamuoyunu şoke etti.


KIZININ PORNO VİDEOSUNU VE FOTOĞRAFLARINI ÇEKMİŞ

Amerikalı baba-kızın yaşadıkları ilişki, George Sayers'in, kızı Tiffany'yi lezbiyen ilişki yaşadığı bir arkadaşı ile birlikte çektiği porno video ve fotoğrafları satmaya çalışmasıyla ortaya çıktı. Genç kızın adı açıklanmayan kız arkadaşı, George Sayers'in çektiği videoları satma girişimlerini duyunca polise başvurup, George ve Tiffany'nin hem baba kız, hem de sevgili olduklarını söyledi.

Baba ve kızın ilişkilerinden doğan erkek çocuğun mahkeme kararı ile alınan DNA örneklerinin uyuşması üzerine baba kız, ensest ilişki yaşadıkları gerekçesiyle tutuklanarak hapse kondu.

(http://www.internetajans.com/haber/amerikada-ensest-soku-haberi-19134h.html)

17 Temmuz 2013 Çarşamba

Haber!!!

TÜRKİYE'nin İLK RESMİ ENSEST EVLİLİĞİ

24 yaşındaki üniversite öğrencisi kız, öz amcasıyla resmi nikâhla evlendi.

İstanbul 'da 30 yaşındaki amca ile 24 yaşındaki üniversite öğrencisi öz yeğeni, resmi nikâh kıydırarak evlendi. Olay ortaya çıkınca amca-yeğen kayıplara karıştı. Anne-babanın şikâyeti üzerine nikâhın düşürülmesi ve 'ensest ' nikâhı kıyanların cezalandırılması için savcılık soruşturma başlattı. İstanbul Bağcılar 'da yaşanan olayda, F.K. adındaki 30 yaşındaki ilkokul mezunu amca, kendisini büyüten özağabeyi Ş.K. 'nın 24 yaşında üniversite öğrencisi kızı Y.K. ile Bağcılar Evlendirme Dairesi 'nde 7 Eylül 2010 'da resmi nikâhla evlendi. Nikâh, kızın evine 4 ay önce gelen bir telefonla ortaya çıktı. Kiminle evlendiği ise aileye söylemedi.

EVİ TERK ETTİ

Açıköğretim Fakültesi öğrencisi Y.K. 'nın annesi, nüfus müdürlüğüne başvurdu. Eşi ve çocuklarına ait nüfus bilgilerinin yer aldığı dökümde, bekâr sandıkları kızı evli görülüyor ancak eşinin kimliği belirtilmiyordu. Annebaba ve kız arasında tartışma yaşandı. Y.K., “Sevdiğim biri var, size söyleyemedim” dedi ve ertesi gün evi terk etti. Baba Ş.K., kızlarını bulmak için kardeşi F.K. 'yı aradı ancak ulaşamadı. Nüfus müdürlüğüne yeniden başvuran anne-baba, kızlarının özamcasıyla evlendiğini öğrendi. Aile, nikâhın bozulması ve nikâhı kıyan memurların yargılanması için savcılığa başvurdu. Savcılık soruşturma başlattı. Savcı, belediye resmi nikâh kıysa da Medeni Kanun 'a göre nikâhın geçersiz olduğu yönünde karar verdi.

Savcılık, şimdi kamuoyu adına dava açıp halen süren nikâhı nüfustanda düşürecek. Nikâhın kıyıldığı Bağcılar Belediyesi Evlendirme Dairesi 'ndeki dosya incelemeye alındı. Bağcılar Nüfus Müdürlüğü Şefi E.D. ile evlendirme memuru G.T. 'nin yargılanması için savcılık soruşturma açtı.

TESPİTİ İMKÂNSIZ 

Ancak kaymakamlık, üst soyların nüfus işleminde görülmediği, amca-yeğen gibi kişilerin yakınlık derecelerinin tespitinin imkânsız olduğuna karar vererek memurlar için yargılama izni vermedi. Aile, memurların yargılanabilmesi için dava açmaya hazırlanıyor. Amca-yeğen ise halen kayıp ve polis her yerde onları arıyor.

Yasal boşluklar var 

Sosyal hizmet uzmanı ve İstanbul Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Kahraman Eroğlu: “35 yıllık meslek hayatımda devletin de onayladığı resmi ensest nikâhı ilk kez duydum. Yönetmeliğin 15. maddesine göre amca - yeğen evlenemez. Ancak sistem, evlilik işlemleri sırasında bu kayıtları vermiyorsa bu çok önemli bir boşluktur. Çok acil tedbir alınmalı.” İnsan hakları ve ceza hukuku uzmanı Av. Ömer Öneren: “Bu işlemi yapan memurlar sadece evlenen kişilerin anne-babalarının aile nüfus kayıtlarına baksa tespit edebilirdi. Yargılanırlar.”

HAPİS CEZASI VAR 

Ceza ve medeni hukuk uzmanı Av. Kemal Aytaç: “Amca-yeğen ilişkisi yasalara göre enseste girer. Nikâha izin veren ve kıyanlar hakkında görevi kötüye kullanma suçundan 2 yıla kadar hapis istemiyle dava açılır. Yasal inceleme yeterince yapılmamış.”

14 Temmuz 2013 Pazar

ENSEST AİLE ORTAMI

 ENSEST'İN YAŞANDIĞI AİLE ORTAMI

Uzmanlarca bize aktarılan olaylar, ensest yaşanan ailelerin pek çoğunun çekirdek aile
formunu taşıdığını, öte yandan geniş ailelerden tek ebeveynli ya da ebeveynlerin her ikisinin
de olmadığı ailelere dek her aile yapısında ensestin yaşanabildiğini göstermiştir.
Ensestin yaşandığı ortamla ilgili bir başka önemli soru da bu durumun sınıfsal
konumla ilişkisidir. Uzmanlar enseste tüm sosyoekonomik gruplardan ailelerde
rastlanabileceği görüşündedir. Her ne kadar kendilerinin rastladıkları ve bize aktardıkları
örneklerde düşük gelir düzeyindeki aileler daha çok temsil ediliyor olsa da bu durumun çeşitli
açıklamalarını yapmak mümkündür. Öncelikle göz önünde tutulması gereken düşük gelir
gruplarından ailelerin toplumun genelinde daha fazla sayıda olmasıdır.
Pek çok uzman ekonomik gücün ensestin gizlenmesine neden olabileceğini
belirtmiştir. Uzmanlara göre ensestin duyulmasının neden olacağı bazı kayıplar, yüksek gelir
düzeyindeki aileler için daha zor göze alınır. Üstelik bu ailelerde ensest fark edildiği zaman
yargıya yansıtılmadan sorunun ailenin kendi olanaklarıyla örtbas edilmesi daha olasıdır.

Enseste her ortamda rastlanabileceğini ancak ailenin içinde olduğu bazı olumsuz
koşulların cinsel istismar olasılığını arttırdığını söyleyen psikiyatr koşulları şöyle sıralamıştır:

“...çocuğun eğer eğitimi, temel bakımı, duygusal gereksinimleri ihmale
uğradıysa, aile ekonomik krizdeyse, ailede yüksek oranda suç işleme varsa ve
yine cinsiyet ayrımcılığı çok belirginse ev içinde… Kızların son derece
kapatıldığı ve erkeklerin eğitim ve temel bakım gereksinimlerinin ön planda
tutulduğu aileler, göç edenler, ekonomik krize uğramış aileler, işsizlik sorunu
olanlar ve özellikle annenin fiziksel herhangi, fiziksel ya da ruhsal bir
rahatsızlığı varsa… Yani anne, koruyucu görevlerini tam olarak yerine
getiremiyorsa, ihmal ve istismar riski artıyor. Ve baba alkolikse… Çoğu
birbiriyle iç içe. Aile içi şiddet varsa özellikle, anne ya da baba, anneye ya da
çocuğa şiddet kullanıyorsa…”
Ensest yaşanan ailelerden bazılarının aşırı içe kapanmış aileler olduğu
gözlemlenmiştir:

“...Aile bir şekilde izoleydi, diğer insanlarla karışmıyordu, sanki köyle
sorunları var gibiydi. Denizin ortasında bir ada gibiydi bu aile...” (Savcı)
Görüşmelerde anne ile babanın boşanmış oldukları ailelerden de olaylar aktarılmıştır:
“…boşanmış bir karı kocaydı tekrar evlenmişlerdi. Üvey kardeşler
arasında cinsel istismar olmuştu. Aile büyükleri işte gelmemek üzere gönderdiler
çocuğu. Ancak tabii bizim kültürel özelliklerimiz nedeniyle işte bayramlar, özel
günler vs. bir yıl kadar sonra tekrar bu kardeşler yeniden bir araya geldiler ve
tekrar bir cinsel istismara maruz kaldı küçük kardeş.” (Psikiyatr)

Aile içi cinsel istismar davalarını takip etmiş olan bir avukat kendi deneyimlerine
dayanarak ensest yaşanan ailelerde annenin ve saldırgan babanın özelliklerini “...üniversite
mezunu anne, baba da vardı. Hatta tanınan biri, mahkemenin filan bile bu adam yaptı
dedirtemezsiniz… diyeceği biri de vardı, bir bekçi ailesi de vardı. Dolayısıyla da hani, bence
hiçbir şekilde genellenemez” şeklinde tarif etmiştir.
Ensest her türden ailede görülse de, aile bireyleri arasında iletişimin güçlü olduğu
durumlarda ensestin açığa çıkarılması daha kolay olabilir. Aşağıdaki durum bu tür olaylar için
bir örnek teşkil etmektedir:

“10 yaşlarındaki iki amca çocuğunu, diğer amcalarının 17-18 yaşındaki
iki çocuğu taciz etmiş,... iki çocuğu okuduğu ilkokuldan, kapıdan alıyorlar...
lokantaya ya da bakkala götürülüyorlar, ne istenirse alınıyor çikolata bisküvi
şudur budur, ondan sonra da o kişilerin evlerine götürülüyor... iki çocuktan bir
tanesi atak, hani başına bir şey gelse çok rahat söyleyebilecek, buna hayır
diyebilecek bir çocuk... o hayır demeyi bilecek diye düşündüğüm çocuk sonuçta
bir gün dayanamıyor ve annesine anlatıyor. Tabii annesi de babasına söylüyor
ve polise gidiyorlar...” (Sosyal hizmet uzmanı)

Görüştüğümüz kişiler ensestin yaşandığı ailelerde annenin tutumuna ilişkin
gözlemlerini aktarıp saptamalar yapmışlardır. Araştırmanın bize gösterdiği, toplumun
genelinde var olan “ailedeki sorunları annenin çözmesi gerektiğine” ilişkin tutumun
görüştüğümüz kişilerin çoğunun ensest konusundaki değerlendirmeleri için de geçerli
olduğudur.
(Sosyoloji Araştırmaları Dergisi / Journal of Sociological Research - 2010 / 1 )

11 Temmuz 2013 Perşembe

RÖPORTAJ

 Avukat Emrullah Bey’e bize vakit ayırıp, sorularımızı içtenlikle cevapladığı için çok teşekkür ederiz.

1-      En çok hangi tür ensest uygulanıyor?

Ensest ilişki çoğunlukla evin kızına veya yeni gelinine karşı uygulanır.

2-      Ensest mağdurlarının, enseste uğradıktan sonraki tavır, hal ve hareketleri nelerdir?

Uzun süreli takibim, hem polislik hem de avukatlık, işin ruhu gereği mümkün değildi. Ancak her iki durumda da olayın başında mağdur tam bir şaşkınlık içerisindedir. Her yönden tam bir saldırı halindedir. Sanığı söylese ve söylemiş ise aileden birini ihbar etmiştir, suçluluk duyar. Sanık ailenin gelir kaynağıdır, ekonomik kaygı içerisindedir, ilk ilişkiyi yaşamıştır, hamiledir, doğurmuştur, üzerine ağır bir olgunluk çökmüştür, annesine kuması olmuştur, bu nedenle üzerinde bir kadınlık hali vardır.

3-      Ensest hastalık mıdır, psikolojik rahatsızlık mı, yoksa sapıklık mıdır ?

Bu uzmanların işi olmakla beraber bence tam bir sapıklıktır.

4-      Akraba evliliği ensest ilişki midir ?

Evlilik varsa legalite vardır. Dolayısı ile değildir. Zira en yakın akraba evliliği ancak kuzenler arası olur. Buda ensest değildir.

5-      Enseste uğrayan bir kişi ne yapmalıdır. Nereden yardım istemelidir? ( başvurudan sonra süreç nasıl işlemektedir?)

Uzun vadede eğitim, kısa vade de kendisine garip gelen ve acı veren her türlü davranışı mümkün olduğu kadar çok kişi ile paylaşmak. Süreç önce adli işlemler, sonra aile bakanlığının müdahalesi yani koruması ile devam eder.

6-      Ülkemizde ensesti yasaklayan ve cezalar uygulayan yasalar mevcut mu yada bu konuda yasal bir açıklık var mı?( yasalar direkt ensest üzerine mi ?)

102. madde 3c bendi ile 103. maddenin 3 bendi bu suçlar içindir. Mesela reşit olmayana karşı ensest fiilini işleyen kişi 12 ila 22,5 yıl arası ceza ile yargılanır.

7-      Türkiye’ de ensest sizce neden Güneydoğu Anadolu’ da daha fazla ?

Güneydoğuya ilişkin bir veri elimde olmamakla beraber, Ensest kapalı toplumlarda normal karşı cins ilişkisi yaşanamadığı için daha fazla olur.
Yaşınız 19 havası, temiz yiyecekleri tamamen doğal stresi az bir yerde yaşıyorsunuz, hormonlarınızın en üst seviyede çalıştığı bir dönem. Doğal biyolojik ihtiyaçlarınız var, gidermek gerekiyor. Ancak evli değilsiniz, karşı cinsle sağlıklı bir ilişkiniz yok, paralı anlık ilişki yaşayacağınız bir yer yok .Var olanlar diğer şehirde, her an televizyonda güzel bayanlar arzı endam ediyor.
Böyle bir ortamda bulunan ve her gün tereyağı yiyen kişi anormalleşmeye başlıyor. O zamanda sapıkça elinin altında olan savunmasız, garip, korumasız, konuşsa dinlenilmeyen, mücadele etse ekonomik bağımsızlığı olmayan çocuğa veya geline gidiyor.

8-      Bir insanı ensest uygulamaya iten nedenler nelerdir, yani neden bir kişi ensest ilişki uygulamaya ihtiyaç duyar?( kişinin kendini savunması nasıl oluyor, pişmanlık, utangaçlık vs. duyguları dışa vurumu nasıl oluyor.)

En ilginç durum ensest faillerinin savunmalarıdır. İlk savunma "yalan söylüyorlar" ispatlı ise " sarhoştum" alkol kullanılmıyor ise "şeytana uydum" "pervasız ve tam sapıksa "kendi yetiştirdiğim meyveyi ilk ben tattım", 13 yaşında ki kızından çocuk sahibi olan sapığa "en azından kürtaj yaptırsa idin de daha fazla kızı mağdur ettirmese idin" diye kendimce sordum. Cevap "hocaya sordum kürtaj günah" dedi.
Baba oğulun evin küçük kızının "paylaşımında " şerefsiz babanın kızı koruması gerekirken paylaşım derdine düşmesi gibi.

9-      Ülkemizde bu sorunla ilgilenen dernekler ya da kurumlar var mı? ( var ise yeterli mi?)

Aile ve sosyal politikalar bakanlığı izlediğim kadarı ile aktif olarak çalışmaya çalışıyor. Ancak bu eğitim ve iletişimle uzun vadede çözülecek bir sorun

10-  Ensestle ilgili çalışmalar yürütülüyor mu?( ensestin önlenebilmesi için ne tür çalışmalar yapılabilir. Ya da çocuğa gelişim döneminde cinsel kimlik eğitimi nasıl verilmelidir?

Ben bu işin akademik yönünü bilemem benim ki sadece gözlemler ve kendimce bunlardan çıkardığım sonuçlar. Ancak sanırım 1993 de Sivas genelevi kapatılınca cinsel suçlarda patlama yaşamıştık. Cinsel ihtiyaçların makul yollardan ve sağlıklı bir şekilde karşılanmasının önünde engel olmamalı. Anadolu da genelevi olmayan birçok ilimiz var. Burada ki gençlerimiz bir şekilde cinsel ihtiyaçlarını karşılamak zorunda. Bunları görmez isek üstünü örter isek o zamanda çoğunu duyamayacağımız birçok ensest vakası olur.

11-  Ensest uygulayıcısının eğitim düzeyi genellikle nedir?( internette eğitimli insanlarda da çok fazla görüldüğü bilgisi yer alıyor.)

Benim karşılaştıklarımın tamamı eğitimsiz sapıklar idi.

12-  Ensest mağdurunun yaş aralığı nedir?

20 yaş altı.

13-  Ensest uygulayıcısı mağduru nelerle tehdit etmiştir, nasıl susturmuştur?

Bu yaptığımız normal, bir şey olmaz, oyun oynuyoruz, kimseye söylersen döverim, beni şikâyet edersen kimse inanmaz, bana bir şey olursa aç kalırsınız, sana hediye alırım gibi susturmak ve korkutmak için mümkün olan her yol.

14-  Ensest suçlusu hangi yasalardan yargılanıyor?

Yukarıda söylediğim gibi TCK 102 ve 103. Maddeler.
2005 değişikliğinden önce vuku şuyundan bederdir anlayışı ile düzenlenmemiş idi.
Argo tabiri ile eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmeyelim mantığı veya bu bizim toplumumuzda zaten olmaz mantığı idi. Ancak şu an ki ceza yasamızda açıkça düzenlenmiştir.

15-  Ensest mağduru genellikle kaç kez enseste uğradıktan sonra şikayette bulunuyor?

Önce kendisi anlatmaya karar veriyor, sonra en yakınını iknaya çalışıyor sonra şikâyet tabi buda bir süre alıyor.

16-  Ensest vakalarıyla ne sıklıkla karşılaşıyorsunuz.?

Çok sık değil. Benim bizzat müdahale ettiğim veya 2. Ağızdan dinlediğim bu zamana kadar 10 falandır.

17-  Ensest yardım talebi genellikle kimler tarafından istenmektedir. ( mağdur, anne, komşu vs)

Genelde öğrencinin davranışlarında gariplik hisseden öğretmenler yardım veya ihbar ederler.

8 Temmuz 2013 Pazartesi

Haber!!!

ÜVEY KIZINA TECAVÜZ ETTİ

Üvey kızına tecavüze 30 yıl hapis cezası.

AYDIN’ın Söke İlçesi’nde karın ağrısı şikayetiyle götürüldüğü hastanede hamile olduğu anlaşılan ve bir erkek çocuğu dünyaya getiren E.Z.'ye tecavüz ettiği DNA testi ile belirlenen üvey baba 39 yaşındaki A.İ.Y., 30 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
E.Z.’nin yıllarca öz babası olarak bildiği A.İ.Y.’nin üvey babası olduğunu ise olay ortaya çıkınca öğrendiği belirtildi.
Söke İlçesi’nde geçen yıl Kasım ayında ortaya çıkan olayda, 15 yaşındaki E.Z. karın ağrısı şikayetiyle annesi E.Z. tarafından hastaneye götürüldü. Yapılan muayenede, genç kızın 26 haftalık hamile olduğu belirlendi. Durumun polise bildirilmesi üzerine, E.Z., annesi E.Z.'ye nikahsız yaşadığı ve babası olarak bildiği biçer döver operatörü A.İ.Y.’nin uzun süredir tecavüzüne uğradığını anlattı. Gözaltına alınan ve suçlamaları kabul etmeyen A.İ.Y.’nin tutuklu olarak yargılanmasına karar verildi.

DNA TESTİ GERÇEĞİ ORTAYA ÇIKARTTI

Dava görülürken genç kız bir erkek çocuğu dünyaya getirdi ve bebek devlet korumasına alındı. Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararıyla E.Z.’nin dünyaya getirdiği erkek bebekle, A.İ.Y.’den kan örnekleri alındı. İncelemede, bebeğin babasının A.İ.Y. olduğu tespit edildi.
Bu arada E.Z.'nin öz babasının öldüğü ve annesinin nikahsız yaşadığı A.İ.Y'nin üvey babası olduğunu olayın ortaya çıkmasıyla öğrendiği ifade edildi.

ÜST SINIRDAN CEZA VERİLDİ

Söke 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki son duruşma geçen 12 Haziran’da görüldü. Tutuklu yargılanan A.İ.Y. 30 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Zanlının mahkemedeki tavırları ve pişmanlık göstermemesi nedeniyle de verilen hapis cezasında indirime gidilmedi.

4 Temmuz 2013 Perşembe

ENSEST KONUSUNDA KANUN KOYUCULAR VE KARAR ALICILARIN ROLÜ VE YAPILMASI GEREKENLER


I. OLANAKLAR

Kanun koyucuların ve Bakanlıklar gibi karar alma mekanizmasında bulunanların halihazırda çocuklarla ilgili bilgi edinmeye yönelik pek çok olanağı bulunmaktadır.
1. Araştırma komisyonları / İllerde incelemeler
2. Merkezi ve il düzeyinde koordinasyonlar
3. İdarenin aile içi şiddet, töre konusunda olduğu gibi özel durumlar için kurullar, komisyonlar, çalışma grupları oluşturması
4. TBMM STK çalışma grupları
5. Merkez teşkilatlarının illere görüş sorması
6. TBMM soru önergesi verme
7. Basın yoluyla haberdar olma
8. Kuruluşlarda idare üzerinde baskı yaratacak düzeyde problemlerin yaşanması

II. YAPILMASI GEREKENLER

Kanunların kabulü ve genel yönetimden sorumlu yasama organındaki temsilciler ve yürütme organındaki yöneticiler bakımından çocuklara yönelik riskleri erken fark etme ve önleyici tedbirleri alma konusunda yukarıda yer alan olanaklar bulunmaklar birlikte, bunlar henüz etkili bir önleme mekanizması biçiminde çalışmamaktadır. Etkili bir mekanizma için bu olanakları desteklemek üzere yapılması gerekenler aşağıda yer almaktadır:
1. İstatistikleri ve bütün verileri değerlendirmek ve çözüm / politika üretmekten sorumlu bir kurum olmalı,
2. Aile ve çocuktan sorumlu ayrı bir bakanlık olmalı (Devlet Bakanlığı olmamalı),
3. Bakanlıklar arasında iyi işleyen bir koordinasyon oluşturulmalı,
4. Veri toplanırken ihtiyaca uygun verilerin toplanabilmesi ve verimli bir biçimde kullanılabilmesine yönelik olarak veri toplama kriterleri yeniden belirlenmeli,
5. Anket vb. araştırmalar düzenli olarak yapılmalı,
6. Kurumlar arası bilgi ağı kurulmalı ve bilgi kaydı ve paylaşımına ilişkin esaslar belirlenmeli,
7. Her kurumun il düzeyinde sorunu yerinde / uygulamacılar ile tespit ederek, merkezi yönetime periyodik raporla iletmekle görevli bir kurulu olmalı,
8. Her hizmette ve toplu olarak önleme konusunda hedef belirleyerek (kısa/orta ve uzun vadeli), plan yaparak çalışılmalı ve sonuçları izlenerek, sorumlulardan hesap sorulabilmeli,
9. Ölçme ve denetleme sistemi kurulmalı,
10. Sosyal hizmetler yerelde en küçük idari birim (muhtarlık) düzeyinde örgütlenmeli ve bilgi toplama bu düzeyden başlamalı,
11. Görev ve sorumluluklar ile birlikte kurum içinde bilgi akışının nasıl olacağı tarif edilmiş olmalı,
12. Uygulamada çalışan herkesin görüşünü iletebileceği ve üstleri tarafından dikkate alınacağı bir mekanizma kurulmalı,
13. Meslekler arasında saygı ve güveni geliştirmeye yönelik çalışma yapılmalı,
14. STK’lar arası bir koordinasyon birimi kurulmalı ve burada bilgi derlenip, öneriler TBMM komisyonuna iletilmeli,
15. Meslekte uzmanlaşma, hizmette kararlılık ve istikrar sağlanmalı,
16. Karar alıcı ve kanun koyucu pozisyonunda bulunanlar aşağıdaki özelliklere sahip olmalıdır
a. Kaynak ayrıma yetkisine sahip olanlar nezdinde girişimlerde bulunma
b. Kaynak ayırırken çocuklara öncelik verme
c. Mevcut kaynaklar ve ihtiyaçlar arasında koordinasyonu sağlama
d. Uzun vadeli sonuçları da dikkate alarak politika belirleme
e. Risklere karşı duyarlı olma, riskleri belirleme
f. Kurumunda risk analizi ve bunlara yönelik planlama yapılmasını sağlama
g. Bakanlıklar arasında koordineli çalışmaya istekli olma
h. Hizmet sunumunda çocuğun yararı dikkate alınarak bütün hizmetlerin koordineli bir bütün içinde sunulmasını sağlama
i. Takipçi ve ısrarcı olma
j. İhmal istismarı önleme ile ilgili hedef belirleyip, uygulamayı takip etme
k. Çocuklara öncelik veren bakış açısına sahip olma (çocuk kültürü)
l. Çocuklar ile ilgili politikaları politika üstü tutma
m. Çocukları dinleme ve ciddiye alma
n. Hak bazlı ve duyarlı bakış açısına sahip olma

III. ENGELLER

Yukarıda öngörülen sistemin gelişmesi önünde bulunan aşağıdaki engeller sonuca ulaşmak için aşılması gereken alanları göstermektedir:
1. Sorunlara vaka bazında çözüm bulma alışkanlığı
2. Uygulamacıdan alınan görüşler dikkate alınmaması
3. Üste bilgi iletme kanallarının her zaman açık olmaması; genellikle idarecilerin görüşleri bir üste ulaşması, uygulamacıların görüşlerinin ulaşmaması,
4. Mali kaynakların yetersiz olması / Mali kaynakların kullanımında çocuğa öncelik verme iradesinin yetersiz olması
5. Önleyici bir mekanizma geliştirme konusunda irade eksikliği
6. Hizmette ölçme değerlendirmenin olmaması
7. Baştan hedef belirleyip, plan yaparak çalışma alışkanlığının olmaması
8. İllere göre, onların ihtiyaçlarını dikkate alan planlama yapılmaması
9. Toplumsal ihtiyaçların önceliklendirilmesinde yetersizlik veya tutum eksikliği
10. Toplumdan siyasilere yönelen çocuklarla ilgili konularda talep ve baskının olmaması
11. Medyanın bu tür taleplere yeterince yer vermemesi ve desteklememesi
12. Taleplerin çocuklar tarafından yapılamaması / Çocuktan gelen talebin ciddiye alınmaması
13. Çocuğun birey olarak kabul edilmemesi
14. Yabancı ve mülteci çocuklara yönelik bazı hizmetlerde ayrımcılık yapılması
15. Mekanizmanın ve sorumlulukların net tarif edilmemesi nedeniyle uygulamada farklılıkların ortaya çıkması
16. Herkesimde önleyici hizmetler ve çocuk ihmal ve istismarının önlenmesi konusunda bilgi eksikliği bulunması

Bakım ve sosyal rehabilitasyon merkezleri

Cinsel istismar mağduru çocukların, sosyal uyumları, rehabilite edilebilmeleri ve toplumla yeniden bütünleşebilmeleri için çocuk yuvası ve yetiştirme yurtlarından farklı, bakım ve barınma birimlerinin oluşturulması gerekliliği ortaya çıkmış, bu amaçla çeşitli illerimizde rehabilitasyon amaçlı merkezler açılmıştır.

 Kanun Değişikliği;
5395 Sayılı ÇKK’ya uyum amacıyla 2828 Sayılı SHÇEK Kanununda 01.02.2007 tarih ve  5579 Sayılı Kanun ile değişiklik yapılmıştır.

Koruma Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi;
Suça karışan çocukların rehabilitasyonları için açılan merkezler

Bakım ve Sosyal Rehabilitasyon Merkezi;
Duygusal, cinsel ve/veya fiziksel istismara uğramış çocukların olumsuz yaşam deneyimlerinden kaynaklanan travma ve/veya davranış bozukluklarını giderme amacıyla rehabilitasyon süreci tamamlanıncaya kadar geçici süre bakım ve korunmalarının sağlandığı bu süre içerisinde aile, yakın çevre ve toplum ile ilişkilerinin düzenlenmesine yönelik çalışmaların yürütüldüğü kız ve erkek çocuklara yönelik ayrı ayrı yapılandırılacak yatılı sosyal hizmet kuruluşlarını ifade etmektedir.

Bu merkezler ;
·         Üniversite hastanesinin bulunduğu illerde açılmaktadır.
·         Merkezlerde mesleki çalışma gerçekleştirilmekte ve üniversite veya devlet hastanelerinin psikiyatri servislerinden destek alınarak çocukların rehabilitasyonu amaçlanmaktadır. 
.          Cinsel, duygusal, fiziksel istismara maruz kalmış çocukların, söz konusu kuruluşlarda rehabilitasyonlarının sağlanarak ailesine (ailesi tarafından istismar edilmemişse) veya diğer sosyal hizmet kuruluşlarına yerleştirilmesi öngörülmektedir.