Translate

10 Ekim 2013 Perşembe

Güncel Haber

Kan parasıyla kurtuldu…

Suudi Arabistan'da bir vaiz kızına tecavüz etti, öldürdü ve kan parasıyla kurtuldu...

Suudi Arabistan’da Fayhan al Ghamdi isimli vaiz beş yaşındaki kızına tecavüz ettiği ardından da işkenceyle öldürdüğü için sekiz yıl hapis ve 800 kırbaç cezasına çarptırıldı. Anca Ghamdi ‘kan parası’ olarak 270.000 dolar ödeyerek bu cezalardan kurtuldu. Ghamdi’nin eski eşi kan parası olarak 2.7 milyon dolar istiyordu. Ghamdi’nin ikinci eşi ise suça ortak olduğu gerekçesiyle 10 ay hapis ve 150 kırbaç cezasına mahkum oldu. Talihsiz kız 2011 yılında çatlamış bir kafatası, kolları ve kaburgalarında kırıklar ile vücudunda yanıklarla hastaneye kaldırılmış bundan bir kaç ay sonra da hayatını kaybetmişti. Vaiz kızını kablo ve çomaklarla dövdüğünü itiraf etmişti.
Aynı zamanda televizyon programlarının müdavimlerinden olan Ghamdi’nin kızına tecavüz etme sebebi ise gerçekten çok ilginç: Bekâretinden şüphe etmesi…

http://sozcu.com.tr/2013/dunya/kan-parasiyla-kurtuldu-386268/

7 Ekim 2013 Pazartesi

KÖŞE YAZISI



Aile, Türk toplumunda çok önemli bir değerdir ve Türk aile yapısının mutlaka korunması gerekir. Fakat her büyük toplumda olduğu gibi, bizim toplumumuzda da akıl ve mantık yapısı bozuk, psikolojik sorunları olan, hasta ruhlu, ahlak dışı yaşantıları olan anne ve babalar var.

Bu büyük gerçek; bir insanın, sırf anne-babası olduğu için bu ahlak yapısındaki kişilerin fikirlerine boyun eğmesi, onlara bağlılığını koruması gibi bir durumu da ortadan kaldırır. Unutulmamalıdır ki bugün cezaevleri cinayet işlemiş, hırsızlık yapmış, devlete zarar vermiş, terör eylemlerine katılmış, kendi öz çocuğuna ya da akrabasına cinsel istismarda bulunmuş milyonlarca anne-babayla doludur. Hiçkimse, bu kişilerin çocuklarının; anne-babalarıyla her ne olursa olsun müşterek bir hayat yaşamak zorunda olduklarını ya da bu hasta ruhlu, suç işleme eğilimi yüksek, kriminal yapılı insanlarla aynı çatı altında yaşamaya mecbur olduklarını iddia edemez.

Bir çocuğun sırf ailesi olduğu için anne ve babasının düşünce yapısı ve hayat tarzını benimsemesi gibi bir zorunluluğu yoktur. Türkiye'de ailesi komünist düşünceye sahip olan, ancak çocukları komünist düşünceyi benimsememiş pek çok aile vardır.

Bu noktada şu soruları sormak gerekir: Bizzat kendi öz babası, abisi, amcası ya da dayısı tarafından cinsel saldırıya uğrayan bir kız çocuğu bu tüyler ürpertici ortamda ses çıkarmadan olanlara katlanarak kalmaya devam mı etmelidir?

Bu zavallı çocuklara “o senin babamdır, abindir, amcandır, dayındır öyle şey yapmaz”diyerek ya da “böyle bir şey başkasına söylenmez, saklı tutulur” diyerek gerçekleri görmezden gelmek hangi akla vicdana uygun bir nasihattır? Aileleri komünist materyalist olduğu için bir çocuk komünist düşünceyi mi kabul edip savunmalıdır?

Aileleri gayri meşru bir yaşama sahip olduğu için ailelerinden uzaklaşan binlerce evlat var. Bu evlatlara, “Bunlar senin annen baban, gayri meşru bir hayatları da olsa, onlara uymak, onlarla aynı hayatı yaşamak zorundasın” mı denilmelidir? Ailesi PKK mensubu olan bir çocuk da, ailesine bağlılık gösterip PKK'lı mı olmalıdır?

Daha çoğaltabileceğim bu tip soruların cevapları ise son derece açıktır. Bir insan için, akıl ve vicdana neyin uygun neyin uygun olmadığını bilmek son derece kolaydır. Aile ancak yüksek ahlak sahibi, son derece vicdanlı, Allah korkusu, Allah sevgisi olan insanlardan oluşan bir müessese olduğu sürece ailedir. Aksi takdirde yani Allah korkusu, ahlaki değerler, güven, saygı, sevgi gibi temel unsurlar kaybedildiğinde o topluluk aile olma özelliğini yitirir.

Allah korkusu olmayan dolayısıyla da her türlü ahlaksızlığa açık, namussuz, şerefsiz ahlaksız insanlara sadece biyolojik olarak anne ya da baba olmaları nedeniyle körü körüne bir sadakat olmasını beklemek gayri ahlaki bir beklentidir. Akıl ve mantık sahibi bir insanın böyle bir ahlak yapısını kabul etmeyeceği çok açıktır. 1996'da yapılan araştırmaya göre 20 milyon Amerikalı, henüz çocukken ensest maduru oldu. Fakat bunun çok küçük bir kısmı bildirildi, çünkü madur olan çocuklar aileyi parçalamaktan çekiniyorlar. Aynı kuruluşun 1991 yılında yayınladığı araştırmaya göre ensest madurlarına her yıl 16 bin yeni vaka ekleniyor.

2006 yılında 17 bin 64 kişi aile içi şiddete maruz kaldı. Aile içi şiddete maruz kalanarın %18 kadarı ise aile içi taciz vakasına yani ensest ilişkiye maruz kalmıştır. 1992′de ABD'de üç eyalette yapılan ensest araştırması, 12 yaşın altındaki tecavüz mağdurlarının yüzde 46′sının tecavüzcüsüyle aile ilişkisi olduğunu, yüzde 20′sinin babaları tarafından tecavüze uğradığını ortaya çıkarmıştır.

Kanada'da 1992 tarihli rapora göre 16 yaşın altındaki kızların yüzde 17′si ensest ilişki yaşamış. 2003 tarihli Yeni Zelanda Tecavüz Krizi Auckland Raporu'na göre çocuklukta yaşanan cinsel taciz davalarının yüzde 43′ünde tecavüzcü aile üyelerinden biri. Güvenilir araştırmalar gösteriyor ki Amerika'daki çocukların %10 ila %20'si ensest ilişkiye maruz kalmıştır.

Türkiye'de tecavüze uğrayanların % 50'si 18 yaş altında ve bunlardan % 10'u erkek çocuk gerisi ise kız çocuktur. Her 4 kız çocuktan biri cinsel şiddete uğruyor. Daha çok 7–9 yaş arası çocuklar cinsel şiddete uğruyor. 5–10 yaş arası çocukların % 55′i ensest mağdurudur.10–16 yaş arası çocukların % 40'ı ensest mağdurudur.

Cinsel saldırganların % 75′i tanıdık biridir. Ensest olaylarında faillerin % 50′si öz baba, sırasıyla da amcalar enişteler, ağabeyler, dedeler ve dayılardır.Acil yardım hattını arayan ladınlardan, % 14,6′sı enseste maruz kalmıştır. Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı'na telefonla ya da gelerek başvuranların %26'sı ensest maduru. Ensest iddiasıyla sığınağa başvuran çocukların yüzde 25′inin vücudunda iz olmayacak şekilde enseste maruz kalmışlar. Yüzde 13'ünün ise vücudunda derin ve yüzeysel kesikler, morluklar var.

2006 yılında yapılan araştırmaya göre Türkiye'de her 26 dakikada 1, aile içi şiddet olayı yaşanmıştır. Çocuk istismarı, kadın istismarı ve taciz, aile içi tecavüz ve şiddet, ensest gibi olaylar yasal mercilere en az taşınanlar arasında olmasına rağmen böyle büyük bir rakamla karşılaşıyoruz. 2009 VERİLERİNE GÖRE Türkiye'de tecavüzlerin %27'si ensest. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da kadınların %25'i ensest mağduru.

Uluslararası af örgütü raporuna göre Türkiye'de Acil yardım hattını arayan kadınların yüzde 57′sini fiziksel şiddete, yüzde 46.9′unu cinsel şiddete, yüzde 14.6′sını enseste, yüzde 8.6′sını tecavüze maruz kalanlar oluşturuyor.Kamer (Kadın Merkezi) başkanı Nebahat Akkoç: “Her dört evden birinde ensest ilişki yaşanıyor! Bize başvuran yaklaşık 50 bin kadının yüzde 25'i aile içinde ensest ilişkiye maruz kalıyor”

Herkesin tüm dünyada zavallı ve masum küçük çocukları müthiş bir ızdıraba sürükleyen enseste karşı uyanık olması gerektiğini düşündüğüm için bu yazıyı yazıyorum. Çocuklarınızı sizinle konuşabilecekleri ve her konuyu çekinmeden söyleyebilecekleri şekilde eğitin. Ve çocuklarına bunu yapan bir babanın artık baba sıfatını kaybedeceğini, artık toplum tarafından da baba olarak görülemeyeceğini anlatın. Anlatın ki o zavallı çocuk bir de toplum baskısı altında ezilmesin, yalan söylemekle suçlanmasın. Artık tüm dünyada yaşanan bu eziyet biran önce sona ersin.



Kaynak: http://www.diyarinsesi.org/yazi/dunyada-surekli-kanayan-yara-ensest-14688.htm#ixzz2h3UusQzh

3 Ekim 2013 Perşembe

Kitap Önerisi!!!

Anneler, Babalar ve Eğitimciler Bu Kitabı Mutlaka Okuyunuz.

"Arada bir o gelir, elleriyle, dudaklarıyla okşar, giderdi. Odamdan çıkmak istemezdim çoğu zaman, bazen de annemin yanından ayrılmak istemezdim. Annem odadan çıkarken, bende bir bahane bulup, takılırdım peşine, kuyruk gibi. Bazen de onunla odada baş başa kalmak isterdim. Ama evde birileri olmalıydı yine de; çünkü yalnızken yaptığı şey canımı acıtıyordu. Bir gün okulda rehberlik öğretmenim yanına çağırdı. 'Nedir, senin durumunda bir tuhaflık var. Hep dalgınsın, bir problemin mi var?' demesiyle nasıl oldu anlamadım ama hiçbir zaman anlatamayacağımı düşündüğüm her şeyi bir bir anlattım. Hem de hiçbir şey saklamadan. Ondan sonrası ise acıtan bir süreçti. Okula annem çağırıldı. Öğretmenim ona anlatırken gözlerini kırpmadan dinledi. Hiç tepki vermedi. Sanki her şeyi biliyor gibiydi. Tek soru sordu:
- Ne yapılabilir?
Ondan sonrasında bende avukatlar, polis, bağıran, sonra ağlayan bir baba, mahkemeler ve onun hapishaneye girmesi. Ardından bizim başka şehre taşınmamız. Hatırlamak istemediğim çocukluk yıllarım. Bugünse hiç kimseye çocukluğumdan bahsetmiyorum. Yaşanmamış olsun isterdim. Yaşama 25 yaşından başlayabilmek için çok şey verirdim."

Ensest, tarih boyunca farklı coğrafya ve toplumlarda bazen gizli bazen de açık yaşanmış, açıklanması ve irdelenmesi oldukça zor bir olgudur. Toplumsal gelenekler ve ahlaki baskılar nedeniyle bir türlü konuşulamayan bu konunun artık konuşulma ve üzerinde tartışılma zamanı gelmiştir. Toplumun baskısı ve önyargıları nedeniyle birçok çocuğun maruz kaldığı bu istismar türünü önlemenin başlıca yollarından birisi, toplumun bilinçlendirilmesi ve kimi bireylerde ortaya çıkan duygusal ve bilinçsel arızalara çaresel aranmasıdır. Elinizdeki kitap, sağlıklı bireylerden oluşan bir toplumsal yapıya kavuşabilmek için mutlaka okunması gereken, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Kurucu Başkanı Prof. Dr. Oğuz Polat'ın sahip olduğu deneyim ve bilimsel yaklaşımla hazırlanmış bir eserdir.
(Arka Kapak)

30 Eylül 2013 Pazartesi

KISA NOT

Yapılan araştırmalara göre, en çok istismara uğrayanlar 0-5 yaş çocuklardır. Bu yas çocukların en tipik özelliklerinden birisi olayı anlatma yeteneklerinin kısıtlı olusudur. Daha büyük yaslarda ise çocuğa karsı korkutma ve sindirme yolu kullanılmaktadır. Ayrıca, ailesinden başka sığınacak yeri olmayan bu çocukların sessiz kalma yolunu seçmeleri ve çoğu kez olayları bilinç altına iterek unutmaya çalışmaları bir diğer sorunu ortaya çıkarmaktadır. istismara uğrayan çocuklar ileride erişkin haline geldiklerinde, yeni cinsel deneyimlerle yeniden bu bilinç altına itilen olayları yasamak veya çeşitli yansıtmalara baş vurmak zorunda kalmaktadırlar. Cinsel istismara maruz kalmanın erken ve geç dönemlerde, çocuklarda fiziksel hasarın yanı sıra özsaygı eksikliği, utangaçlık ve suçluluk duygusu, intihar düşüncesi, olumsuz sosyal davranışlar, güven eksikliği, depresyon, karsı cinsten korkma, uykusuzluk, anksiyete, cinsel isteksizlik, seksüel bozukluklar ve psikoseksüel hasarlar oluşmaktadır.

25 Eylül 2013 Çarşamba

Çocuk İzleme Merkezi


Mağdur çocukların ifade çilesi bitiyor çocuk izleme merkezi geliyor


Sistem nasıl işleyecek?

Mağdur çocukların yeni bir istismarını engelleyecek Çocuk İzleme Merkezi şöyle çılışacak:
- İstismardan haberdar edilen kolluk kuvvetleri 'Çocuk İzlem Merkezi'nde görev yapan Cumhuriyet Savcısı'na haber verecek. Kolluk kuvvetlerinin bu iş için özel eğitim almış sivil personeli, çocuğu bulunduğu yerden 'sivil bir araçla' alarak merkeze getirecek.

- Merkezde görev yapan Adli Tıp uzmanı, çocuk psikiyatristi ve çocuk hekimi tarafından çocuk muayene edilecek. Vücudun tümü (cinsel organlar dahil olmak üzere) detaylı muayeneden geçirildikten sonra fiziki bulgular 'video kamera ile görüntülü' olarak kaydedilecek.

- Çocuğun ifadesi(adli görüşme), alanında uzman personel tarafından 'özel camlı' bir odada, ses ve görüntü kaydı yapılarak alınacak. İfade odasında bulunan aynalı camın arkasında Cumhuriyet savcısı, kolluk kuvveti, avukat, Adli Tıp uzmanı ve psikiyatrist bulunacak ve ifadeyi izleyecek. Sosyal hizmet uzmanı veya psikolog olan adli görüşmeci, konu hakkında sorular yöneltecek. Aynalı camın ardından bulunan savcı ise gerekli gördüğü takdirde kulaklık aracılığıyla adli görüşmeciyle irtibata geçecek ve istediği soruları iletecek. Adli görüşmeci de çocuğun ruh haline uygun şekilde bu soruları yöneltecek. Çocuğa uygun tedavi ve hizmet modeli belirlenene kadar barınma, beslenme, giyim, sağlık ve güvenlik gereksinimleri karşılanacak. (Yeni Asır)

23 Eylül 2013 Pazartesi

Aile ilişkileri

Batı Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinde yapılan farklı çalışmalara göre, ensestin yaşandığı ailelerde ensestin yaşanmadığı ailelerden farklı olarak, yaşa ve cinsiyete bağlı aile içi yakınlık kuralları sınırlar açısından bozulmuştur. Bu bakış açısını savunanlardan Briere ve Eliot aile patolojisinin enseste sebep olmadığını, aksine ensest yaşantısının ailede patolojiye neden olduğunu ileri sürerler. Ensest yaşanan ailede annelerin çoğu eşleri tarafından dövülen, aşağılanan, baskı gören kişilerdir. Ensestin yaşandığı ailelerde babanın zorbalığı ve babalık gücü çok baskındır. Dikkat çekici olan bir nokta, toplumlarda genellikle ensest yaşayan çocuk/genç ya da annenin suçlanmasıdır . Suçlamalara göre çocuk/genç ensesti davet eder, kışkırtır, hemen söylemediği için yalan söylüyordur ya da kendi istiyordur. Aynı zamanda anneler; olayı anlayamadığı , durduramadığı, eşinin cinsel isteklerine yeterince cevap vermediği, çalıştığı için çocukları evi ihmal ettiği gibi gerekçelerle suçlanmaktadır. Adeta sorumluluk enseste başvuran kişide değil, diğerlerindedir.

Bütün bu ailelerin ortak özelliği ensest ilişkisinin dışında geleneksel kültür normlarına uymalarıdır. Lusting ensest saldırganı babaların, toplum gözünde ataerkil sosyal rollerini oynamaya özen gösterdiğini bildirmiştir.
Evde ensest yaşantısı varsa bunun tek çocukla sınırlı kalmayıp sırasıyla evdeki bütün çocukların aynı kişi tarafından cinsel istismara uğradığı sıklıkla görülmektedir. Sezgin'in çalışmasına göre mağdurların %50'sinin ailelerinde, kendilerinden başka kişiler de cinsel istismar mağduru olmuştur. Diğer mağdur %41 oranında, evdeki abla ya da kardeş olarak bildirilmiştir.

20 Eylül 2013 Cuma

NOT


Eski hukuklarda sert bir şekilde cezalandırılan ensestin 18. yüzyıldan itibaren cezalandırılmasının yerinde olup olmadığı tartışılmaya başlanmıştır. Günümüzde bu konuda net bir ortak tavır bulunmamakta, enseste ilişkin düzenlemeler kimi ceza kanunlarında hiç yer almamış, bir başka grup ceza kanununda ise ensest, ırza geçme suçlarının özel ağırlaştırıcı sebebi olarak düzenlenmiştir. Danimarka, İ sveç, Norveç, ABD’nin 50 eyaleti, İngiltere ve Alman ceza kanunlarında ensest ayrı bir suç tipi olarak düzenlenmiştir. Bu suçu cezalandıran ülkeler arasında en yüksek ceza 20 yılla ABD’nin New Hampshire eyaletindedir. Diger ülkelerde ise 10 yıl civarında bir ceza öngörülmektedir.
 Fransa, Belçika ve Türk ceza kanunlarında ise ensest suç olarak düzenlenmemiştir. İtalya ceza kanununda ise ensest ancak genel bir rezalete yol açıyorsa suç olarak kabul edilmektedir.